top of page
Search

Yazarlar ve Yazma Alışkanlıkları

Yazmak, çok büyülü bir iştir. İlk olarak aklımıza masa başında bir kâğıt ve kalemle bir şeyler yazan insanlar gelse de dünyaca ünlü yazarların şah eser kitaplarını yazarken çok farklı alışkanlıkları olduğunu görürüz. Yazarların sıradan insanlar olmadığını bir kez daha bu alışkanlıkları ile anlıyoruz.


Balzac

Yüksek dozda tükettiği koyu kahvenin kalbinde yol açtığı hasar sonucu elli bir yaşındaki erken ölümüne değin Vadideki Zambak ve Goriot Baba’yı da içinde barındıran altmış iki romana imza atan Honoré de Balzac, yazarken başına yün bir şal sararak ayaklarını suya sokar, kendisine koyduğu kelime sayısı sınırını geçmeden yazmayı bırakmamak konusunda da oldukça disiplinli davranırmış.

Tabii kahve ve mum olmadan yazamadığını da es geçmemek gerek, keza Fransız romancının günde elli fincana yakın kahve tükettiği biliniyor. Uyku sorunları yaşamasının sebebi oldukça açık, öyle değil mi?


Agatha Christie

Agatha Christie yazma güçlüğü, yani disgrafi hastalığından muzdarip olduğu için tüm eserlerini dikte ettirerek yazmak zorundaydı.

Kendisi yazmayı denediğinde; temel gramer, imla ve noktalama kurallarına uymakta güçlük çekerken bazı harfleri de birbirine karıştırdığını belirten polisiye romanlarının usta ismi, küvette elma yiyerek Uyuyan Ölüm ve Ölümle Randevu gibi eserlerindeki olay örgüsünü, ters köşeleri ve ince detayları kafasında planlar, sonrasında kurulanıp odasına geçerek yazmaya koyulurmuş.

Yazmak, sadece masanın başına geçip gelişigüzel kelimeleri ya da aklınızdan geçenleri kağıda aktarmaktan ibaret değildir. Şayet herkes eline bir kalem alıp bunları yapabilecekken, edebi değere sahip eserler vermek ve kitleler tarafından okunabilmeyi başarmak, sadece büyük yazarlara mahsus bir kabiliyettir. Yapıtlarıyla ve alışılmışın dışında kişilikleriyle herkesçe bilinen 14 yazarın tuhaf yazma alışkanlıklarını öğrenince, yazarların sıradanlıktan ne kadar uzak olduklarına siz de kani olacaksınız.


T.S. Elliot

Harvard, Sorbonne ve Oxford’da felsefe ve dil öğrenimi gören ve 1948 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen İngiliz şair, yüzünü ölü gibi göstermek için hafif yeşil pudrayla kaplayarak yazarmış. Sebebi? Bilinmiyor.


Dolton Trumbo

Ünlü Amerikalı senarist Dolton Trumbo’yu, filmleriyle değilse bile hayatını anlatan ve 2015 yılında vizyona girmesiyle birlikte büyük yankı uyandıran Trumbo filminden hatırlıyor olabilirsiniz. Peki senaristin geceleri banyo küvetinde, yanına oyuncu arkadaşı Kirk Douglas’ın kendisine hediye ettiği papağanı eşlikçi olarak alarak yazmayı tercih ettiğini biliyor muydunuz?


Virginia Woolf/ Ernest Hemingway/ Victor Hugo/ Winston Churchill/Albert Camus

Eğer yazarken oturuyor pozisyonda olmayı tercih ediyorsanız, sağlıksız seçimi yaptığınızı bilmenizde fayda var. Zira yukarıda ismini gördüğünüz yazarların hepsinin yaptıkları gibi ayakta yazmak, bilim adamları tarafından önerilen bir model.Harvard Business Review ‘de konu üzerine 2010’da yayınlanan bir makaleye göre, insan bedeni oturmak değil, ayakta durmak için uygun yapıda. Günde kaç saat oturur pozisyonda olduğunuzu düşünün şimdi.

Amerika’da 14 yıllık bir zaman dilinde yapılan araştırmaya göre, ülkenin farklı yerlerinden seçilmiş ve günde altı saatten fazla oturma pozisyonunda bulunan 100.000 çalışanın ölüm ihtimalleri -özellikle kardiyovasküler hastalıklar sebebiyle- günde üç saatten az oturanlara göre oldukça yüksek.

Üstelik düzenli olarak spor yapan çalışanlar için sayılar farklı değil. Yani oturduğunuz süreyi telafi etmek için egzersiz yapmanız da söz konusu değil.


Charles Dickens

İki Şehrin Hikayesi, 200 milyon satarak dünya tarihinin en çok satan kitabı olma statüsüne erişmiş başyapıt… Belki kitabın bu statüsünden haberdardınız, lakin yazarı Charles Dickens’ın bütün eserlerini sadece ve sadece mavi kağıdın üzerine yine aynı tonlarda mürekkeple yazdığını bilmiyor olabilirsiniz. Tabii, bu yazarın takıntılı kişiliğiyle de yakından ilişkili. Her zaman kuzeye bakacak şekilde ve yatağı ortalayarak uyuma, nesnelere bir değil, tam üç kez dokunma gibi takıntılarının yanı sıra, boş zamanlarında kimsesizler morgunu ziyaret etmeyi de ihmal etmiyormuş. İlginç.


Haruki Murakami

İmkânsızın Şarkısı, Sahilde Kafka, 1Q84 romanları ile ünlü Japonyalı yazar Haruki Murakami'nin günlük rutini biraz katı görünüyor. “Roman yazma psikolojisine girdiğimde sabah 4.00‘te kalkar ve aralıksız altı saat çalışırım. Öğleden sonra 10 km koşar ya da 1500 m yüzer (ya da her ikisini birden yapar), sonrasında da biraz okuma yapıp müzik dinlerim. Akşam 21.00‘de uyurum. Bu rutini tek bir gün bile bozmadan devam ettiririm. Bu tekrarın kendisi asıl önemli şey haline gelir; bir çeşit hipnoz biçimidir. Kendi kendimi böyle hipnoz ederim ki bilincimin daha derinlerine erişebileyim.”





 
 
 

Recent Posts

See All
Türkçe Eğitiminin Önemi

Türkçe, her şeyden önce bizim özümüzdür. Özünü tam olarak benimsemeyen ve öğrenemeyen görevini layığıyla yerine getirmiş sayılmaz. Bir...

 
 
 
Öğrenen Merkezli Verimli Eğitim

Öğrenen yani öğrenci merkezli eğitim son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde etkin olarak uygulanmaktadır. Öğrencilerin farklı kişilik...

 
 
 
Ülkemizde Eğitimin Algılanışı

Eğitim, dünyadaki en önemli kurumlardan birisidir. Peki böylesine önemli bir kurum ülkemizde nasıl algılanıyor. Bence bir kaç açıdan...

 
 
 

Comments


Yazı: Blog2_Post
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

©2021, Alança tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page